"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@sinan_yilmazz

Fenerbahçe, Beşiktaş, Abdullah Avcı, Ersun Yanal ve Başakşehir

27/05/2019



Galatasaray'da gelecek planlamaları aşağı yukarı belli. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Başakşehir'de ise köklü değişimler yaşanacak. Bu üç takımı bu yazıda değerlendirmek istiyorum.


ALİ KOÇ'UN KARARI


Ali Koç'un önünde geçtiğimiz günlerde iki opsiyon vardı. Biri Abdullah Avcı'yı ikna etmek, diğeri de Ersun Yanal ile devam etmek. Abdullah Avcı, en sevdiği ve saydığı futbolcusu Emre ile Fenerbahçe'ye gelmeyi Beşiktaş'tan daha fazla düşünebilirdi. Eğer maddi açıdan iyi bir transfer bütçesi sunulsa, yaşlı ve miadını doldurmuş Beşiktaş kadrosundan daha fazla tercih edebilirdi. Üstelik Beşiktaş taraftarı haftalardır kendisi aleyhine 'yere yatsana Abdullah Avcı' diye bağırıp Sergen Yalçın lehine tezahuratlar yapıyor. Buna karşın Ali Koç için Abdullah Avcı demek, daha fazla değişim demek ve Fenerbahçe'nin bu değişimi sağlayacak bütçesi yok.


ABDULLAH AVCI'NIN FELSEFESİ


Abdullah Avcı sadece kısa bir dönem Milli Takım için ayrıldığı Başakşehir'i 2006'dan bugüne kadar kurgulayan isim. Tam 13 yıl! Türk futbol tarihinde bir teknik adamın 13 yıl boyunca kurguladığı başka bir futbol kulübü olmadı. 


Bu 13 yılda iki farklı Başakşehir izledik. Yaklaşık ilk 10 yılında Başakşehir bir kontra atak takımıydı. Santrforunda senelerce Mehmet Batdal'ın oynadığı bir takımdı. 2. bölgede rakiplerini karşılıyor ve hızlı ataklarla gole gitmeye çalışıyordu. İlk 10 yıl Başakşehir, 4 büyüklerden aldığı puanlarla ses getiren ama kendi seviyesi veya daha düşük seviyedeki Anadolu takımlarını yenmekte zorlandığı için belli bir eşiği geçemeyen bir kulüptü. 


Klopp'un bu sezon oyun felsefesini değiştirmesi gibi Avcı da yaklaşık 3 yıl önce köklü bir değişime gitti ve topa sahip olma felsefesini benimsedi. Kontra atak sisteminden çıkıp bu sisteme adapte olabilen Visca ve Mahmut gibi isimler kaldılar ama onlar dışında çok sayıda isim değişti. Hatta pas futboluna uymadığı için milli takım kalecisi Volkan dahi yerini Mert'e bıraktı. Avcı'nın şansı, bu kadro değişimine bütçe verebilecek, mali yapısı güçlü bir takımın teknik direktörü olmasıydı. Fenerbahçe'de ise şu an o güç soyut olarak fazlasıyla var ama somut olarak yok. 


Fenerbahçe'nin başkanı Türkiye'nin en zengin adamı olsa da, camianın gücü devasa olsa da, FFP kuralları var ve Fenerbahçe'nin en az önümüzdeki 2-3 senesi daha çok zorlu geçecek. 


Fenerbahçe, Abdullah Avcı'nın ilk 10 sezon oynattığı kontra atak futbolunu isminin büyüklüğü nedeniyle benimseyemez. O oyunla şampiyon da olunamaz zaten! O oyun ligde kalma oyunu... Bu sezon dahil, Fenerbahçe hiçbir zaman öyle bir oyunu benimsemedi... Öte yandan Avcı da, şahsi olarak artık o oyuna geri dönmez. Peki Avcı'nın son 3 sezondaki hakimiyet oyununu, Fenerbahçe'nin benimseme şansı var mı? İşte bu mali yapıda o şans yok. 


AVCI'NIN TERCİHİ, BEŞİKTAŞ VE BURAK YILMAZ


O şansın olması için Fenerbahçe'nin Mert gibi bir kaleci, Epureanu gibi bir oyun kurucu stoper, iyi bir oyun kurucu sol bek, Emre gibi oyun kurucu bir beyin ve yine iyi bir oyun kurucu defansif ortasahayı transfer etmesi gerek. Fenerbahçe'nin mevcut kadrosunun pas futboluna geçiş yapabilmesi için en az %60-70 oranında değiştirilmesi lazım. Bu değişim için gerekli para da kulüpte yok. Dolayısıyla Avcı'nın kendi sistemini oynatabilmek adına Fenerbahçe'den çok Beşiktaş'ı seçmesi de aslında mantıklı.


Beşiktaş'a Mirin yerine aldıracağı bir oyun kurucu stoper, Adriano ile sözleşme uzatmak veya o tipte başka bir sol bek almak değişimin genel hatlarını sağlayabilir. Elinde zaten Atiba, Gökhan Gönül ve Ljajic var. Bir iki transfer ile Beşiktaş'ı kendi oyun felsefesine uydurması daha mümkün. 


Ancak Avcı'nın Beşiktaş'a gelmesinden en kötü etkilenebilecek isim Burak Yılmaz gibi geliyor bana. Burak, pek de Avcı'nın istediği oyunu oynamıyor. Avcı orada pas alışverişini sağlayan bir golcü isteyecektir. Güven de bu konuda gelişim sağlaması gereken bir genç. 


FENERBAHÇE, 2013-2014 SEZONUNDAKİ GİBİ ERSUN YANAL TAKIMI OLABİLİR Mİ? ŞAMPİYONLUK MÜMKÜN MÜ?


Fenerbahçe, köklü bir değişim için yeterli mali gücü olmadığından Abdullah Avcı takımı olamazdı ama 2013-2014 sezonundaki gibi bir Ersun Yanal takımı olabilir mi? 


Ersun Yanal 2013-2014 sezonunda pas futbolu ile şampiyon olmadı. Direkt ve uzun toplarla hücum eden, ön alanda rakiplerine fiziksel üstünlük ve baskı kuran bir Fenerbahçe yaratarak şampiyon oldu. O Fenerbahçe geriden oyun kurmuyordu. Aksine geriden atılan uzun ve dikine toplarda Emenike, Kuyt ve Sow rakiplerine fiziksel olarak ciddi üstünlük kuruyordu. Öne atılan toplar genelde Fenerbahçeli futbolcularda kaldı ve sarı lacivertliler rakiplerini ezerek şampiyon oldu. Caner sürekli geriden içeri bomba atıyordu. Mehmet Topal ön liberodaydı ve iki stoperin arasına giriyordu. Bekler Gökhan ve Caner de ileri çıkıyordu. Merkezde de Emre, Holmen, Meireles gibi dinamik, çabuk oyuncular çift yönlü git-gel görev yapıyordu. 


Mevcut Fenerbahçe, savunmadaki 6 pozisyonun oyun kurma becerisine sahip olmaması nedeniyle Abdullah Avcı futboluna evrilemez ama hücumdaki oyuncuların ezici fizik güce sahip olma ihtimaliyle 2013-2014 sezonundaki oyuna evrilebilir. 


SLİMANİ VE FREY FAKTÖRÜ


Fenerbahçe'de bu sezon kalede Harun ve Volkan 

Sağ bekte; Isla veya Şener veya oynarlarsa Dirar ve Moses

Sol bekte; Hasan Ali ve İsmail

Stoperlerde: Skrtel, Neustadter, Serdar ve Sadık

Ön liberoda: Mehmet Topal 


Tam 6 pozisyonda birden oyun kurmayı bilmeyen oyuncular forma giydi. Aslar da yedekler de savunmadaki 6 pozisyon oyun kuramıyordu ve topları da ileri direkt atmak zorundaydılar. Peki, direkt atılan topları kim indirecekti?


Direkt topları sırtı dönük kontrol edebilen, kafayla indirebilen, rakip savunmayı fiziğiyle yıpratabilen kim vardı Fenerbahçe'de? Soldado kesinlikle öyle bir golcü değil. Valbuena da öyle Kuyt gibi, boğayı andıran güçlü bir kanat değil. Zajc öyle bir hücumcu değil. Ekici değil... İyi bir Slimani ve formda bir Frey dışında kimse o direkt atılan topları indiremez veya rakibe baskı yapamaz. Fenerbahçe'nin şanssızlığı bu iki golcüsünün çok kötü bir sezon geçirmesiydi.


2013-2014'te Emenike yine kazmaydı ama önemli değil, aşırı güçlüydü. Kuyt hep öyleydi. Sow da fiziksel olarak en iyi dönemini geçiriyordu. Hal böyle olunca Fenerbahçe rakiplerini ön alandaki hareketliliği ve fiziksel üstünlüğü ile ezdi. 


Bu sezon ise Frey'in fiziksel olarak iyi olduğu 1-2 ay dışında Fenerbahçe doğru düzgün bir oyun tarzına hiç sahip olamadı. Frey'in sağlıklı 1-2 aylık dönemi, Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi gruplarından çıkmasını sağladı. Bu sezon Avrupa Ligi grupları istatistiklerinde, 48 takımın forvetleri arasında en çok hava topu kazanan forvet Frey. Frey'in kazmalığının önemi yok. Fiziksel olarak sağlıklı ve çalışkan olduğu o 1-2 ayda Fenerbahçe'nin zaman zaman doğru oyunlar oynamasını sağladı ama o da kasık sakatlıkları yaşadığı için ve Slimani de berbat ötesi bir dönem geçirdiği için Fenerbahçe, uzun vurduğu topları kaybetmekten başka hiçbir şey yapamadı. 


Fenerbahçe ne zaman topu rakip yarı alana taşıyabilse orada bir şekilde golü buldu. Zira Zajc, Ekici, Valbuena, Soldado gibi kalite ayaklar zaten vardı ama esas mesele, savunmadaki 6 pozisyonun topu rakip yarı alana aktaramamasıydı. Bu yüzden Fenerbahçe'yi kalesine yaklaştırmayan, önde basan her takım sonuç aldı. 


VEDAT MURİQİ ELZEM


Fenerbahçe 4-5 oyun kuran savunmacı transferini yapamaz ama 2-3 tane fiziksel olarak üstün hücumcu ile 2013-2014 sezonuna benzer bir takım kurabilir. O takımın kurulabilmesi için de en gerekli transfer Vedat Muriqi olur. Vedat son aylarda Süper Lig'in fiziksel olarak en üstün santrforu. 17 gol 8 asist gibi müthiş bir sezon geçirdi. 25 gole direkt katkı. Atmasa da takım arkadaşlarını oynatan, hem somut olarak (asist) attıran, hem de soyut olarak (açtığı alanlara yapılan sızmalarla) attıran bir golcü. Rakip savunmaları bezdiren müthiş bir performans sergiledi. Bu performans da bugünkü Fenerbahçe'nin en çok ihtiyaç duyduğu performans.


Muriqi tek başına yeter mi? Yetmez. Sol kanat hala yok. Belki Dirar bu sistemde sağ kanadın ve sağ bekin alternatifi olabilir. O da fiziksel olarak güçlü bir oyuncu ama skorerliği Kuyt gibi değil. Yanal 13-14'te iki kanadı hem Sow'a hem Kuyt'a çok gol attırtmıştı. Dirar onu yapamaz. Belki iyi bir rotasyon olur ama Vedat dışında kenarlara da iki fizik üstün adam lazım. 


Ersun Yanal bu savunma hattını değiştirmezse, 3 fizikli forvet aldırmak zorunda. Biri santrfora, diğeri kanatlara. Hatta bence Vedat'ın alternatifi olarak Frey'i de kazanmak zorunda. 


EMRE - VALBUENA DEĞİŞİKLİĞİ


Göksel Gümüşdağ, Emre'nin Fenerbahçe'ye dönmek istediğini söylediğinde Valbuena'nın gideceğini düşündüm ve Fransız da 2 gün sonra ayrılığını açıkladı. Bu kararlar bağlantılıydı çünkü bir takımda iki joker olmaz. Emre bu sezon 34 maçın sadece 19'unda ilk 11 oynayabildi ve seneye 39 yaşını oynayacak. Artık 11 oyuncusu olamaz ancak çok iyi bir joker olabilir. 


Emre aslında son 3-4 sezona bakarsak, bu sene diğer sezonlarına göre kötü bir sezon geçirdi. 1 gol 0 asistle ligi tamamladı. Çoğu maçın 60. dakikasından sonra doğal olarak bitti. Geçmiş 2-3 sezonun hatrına çok göze batmadı ama daha bu seneden ilk 11'lik oyuncu olma gücünü yitirdi. Yine de Emre son 30 dakikalar için çok harika bir joker olur. Gücünü patlamalı kullanıp çok maç çevirebilir. Hoş bunu Valbuena da çok iyi yapıyordu zaten ama herhalde Emre, Valbuena'dan daha ucuza bir sezonluk yapacaktır. 


MEHMET TOPAL VE JAİLSON


Mehmet Topal 33 yaşına geldi. 7 sezondur elinden gelen her şeyi yaptığını bildiğimiz bir oyuncu ve ilk 5-6 sezonunda da takıma katkısı büyüktü. Tabi fiziksel gücüyle oynadığı için yaşı geldikçe dramatik düşüşler yaşayacağını biliyorduk ve bu sezon onu yaşadı. Yine de Ersun Yanal sisteminde Jailson'dan çok daha geçerli, gerçekçi bir oyuncu. 


Jailson bekler öne çıktığında stoperi üçlemeyi bilen, pozisyon almayı bilen, sert ve kararlı bir defansif orta saha değil. Maalesef ben hiç beğenemedim kendisini. İlk izlediğim maçtan beri tutarlı bir oyuncu olmadığını düşünüyorum. Pozisyonu için çok gerekli özelliklerden bazıları kendisinde hiç yok. Pozisyon bilgisi hayli kötü, merkezi kolay boşaltan bir oyuncu. Yakın geçmişte Fenerbahçe taraftarının Josef'i, Baroni'yi beğenmediğini hatırlıyorum da... Jailson onların klasmanında bile değil. 


Yanal ya Topal'ı fiziksel olarak toparlayacak ve son bir sezon daha onun suyunu sıkacak. Ya da Topal'ı gönderip oraya fiziksel olarak sağlam yeni bir defansif orta saha bakılacak. Mevcut mali yapı düşünüldüğünde Topal'ı hayata döndürmek daha gerçekçi olabilir.


BAŞAKŞEHİR VE BİLİC


Başakşehir, Abdullah Avcı'nın mirasını onun öğrencileri Okan Buruk veya Erol Bulut'a teslim etmeli diye düşünüyorum. Bilic tercihi biraz garip çünkü Bilic oyun olarak en iyi dönemini fiziksel mücadeleyi üstün tutarak sağlamıştı. Onun döneminde Beşiktaş'ın en güçlü hali çok koşan, çok mücadele eden bir takımdı. Bilic göğüs göğüse çarpıştırmayı seven bir hoca. Başakşehirli ihtiyarların ise çarpışmayla işi kalmadı. Ne arzuları, ne de güçleri var bunun için. O yüzden Bilic, Başakşehir'in tarzını tamamen değiştirmek için gelmediği sürece anlamlı bir tercih değil. Gümüşdağ "Gemileri yaktık, ihtiyarları komple gönderip yepyeni bir takım kuruyoruz" demiyorsa Bilic tercihini anlamak zor. 



GÜNCEL YAZILAR